Çocukların Sesine Kulak Verin

Güvenli Bağın Gücü…

Çocuklarımız her an bize işaret gönderirler. Genelde bu işaretin altında hep bir ihtiyaç yatıyordur. En çok mesaj gönderdikleri anlar birinci yıllarıdır. Bebekler, gazı olduğunda, acıktığında, uykusu geldiğinde, ilgi istediğinde ağlayarak mesajlar gönderirler. Bu ilk yıl anne, baba veya bebeğe bakan kişi ne kadar ihtiyacını süreklilikle vaktinde ve sevgiyle karşılayabilirse, burada çocuk ile ebeveyn arasında güvenli bir bağ oluşur. İlk yıl oluşan bu güvenli bağ ile çocuğun benlik yapısı oluşur ve sonraki tüm yaşamındaki ilişkileri buradaki bağa göre yaşar. Eğer ebeveyn bazen ihtiyaçlarına yanıt veriyor, bazen veremiyorsa çocuğun kafası karışık olduğundan sürekli ilgisini ebeveynde tutmaya çalışır, büyüdüğünde de hep karşısındaki kişiyi kontrol eden, ondan bir şey bekleyen ve kendinden çok karşısındaki kişiyi düşünen bir yetişkine dönüşür. Eğer ebeveyn duygusal olarak ihtiyaçlarına hiç cevap vermiyorsa, bebek yavaş yavaş anlaşılmadığı için, içine kapanarak duygularını ifade edemez hale gelir, yetişkinliğinde de fiziksel temastan haz etmeyen, duygularını ifade edemeyen bir kişi haline gelir.

Bu ilk yıl bebeğin verdiği işaretlere göre onun ihtiyaçlarını karşılayabilmek, ten, göz, ses temaslarında yumuşak ve şefkatli olabilmek, kalpten yapabilmek güvenli bağın oluşmasına katkı sağlar. Sonraki yıllarda da yine çocuğun verdiği mesajları anlayan, dinleyen bir ebeveyn çocuğun benlik yapısının oluşmasına, kendini yeterli hissetmesine destek olabilir. Ebeveyn çocuğu ne kadar doğru anlıyor, onun ruhuna temas ediyorsa, çocuk o oranda huzura erer, ruhunu olduğu gibi kabul eden birinin varlığından güven duyar. Bu güçlü benlik yapısı ile başkalarının beklediği gibi olmak yerine kendi hislerini, düşüncelerini takip eden bireyler haline gelirler. Olduğu gibi görünmekten çekinmez, beğenilmek, eleştirilmek kaygılarını taşımadan, kendini farklı göstermeye çalışmaz. Özgürce duygularını yaşayarak yaşamdan keyif alır, iç mutluluğunu sürdürmeyi başarabilir. Cesaretle tüm istediklerini gerçekleştirme inancına sahip olur. İlişkilerinde empati kurarak kendini ve karşı tarafı mutlu etmeyi bilir.

Ebeveynler olarak her an bu güvenli bağı tekrar oluşturabilme, yeniden başlayabilme şansına sahibiz. Yeter ki bunu bilerek niyet edelim. Şimdiye kadar olan davranış kalıplarımızı fark edelim ve anlayışla çocuklarımızın sesine daha çok kulak verebilmek için neler yapabileceklerimizi keşfedelim. Büyük bir heyecanla bize bir şey anlatıyorlarsa onların heyecanına eşlik edelim, işten gelince telefonu bir kenara bırakarak bizi merakla bekleyen bu afacanlara sıkıca sarılalım, oyunla, sohbet ederek biraz rahatlayalım, “anne üşüyorum ceketimi giyeceğim” deyince “burası çok sıcak kızım niye üşüyorsun” diyerek hislerini bastırmayalım, bir sıkıntısı olduğunda duygularını anlamaya çalışarak onları dinlediğimizi önemsediğimizi hissettirelim, sadece direktif vermek yerine andan keyif almaya çalışmanın yollarını bulalım. Bu farklı davranış kalıplarını yaşamımıza katabilmek için, kendi çocukluk hikayemize ışık tutmak, kalıplarımızın farkında olarak öz şefkatle kendimizi kabul etmeye çalışmak, duygularımızı bırakabilmek ilk adımımız olabilir. Sonrasında açılacak yeni farkındalık kapılarına kendimizi bırakıyor olmanın tadını çıkarabiliriz…

Sandra ŞARHON