Adolesco

 

Not: Bu yazının ruhu şarkıda gizlidir. Yazıyı okurken bu şarkıyı dinleyebilirsiniz.

ADOLESCO

Küçükken sürekli olarak bulduğum kutuların içine, sehpaların altına yada dolapların kuytularına girer, eksikliğini hissettiğim güvenlik ihtiyacını gidermeye çalışırdım.

Büyükler kendi çocukluklarını o kadar unutmuştu ki, yaptığımız herşeyin bir oyun veya geçici alışkanlıklar oldugunu zannederlerdi.

Halbuki o küçücük çocuk, bu ihtiyacını uzun yıllar sırtında taşıyacak sonra da o eşyalar şekil değiştirerek kişiler ve durumlara dönüşecekti.

Bende büyüdüğümü zannettiğim zamanlarda bu ihtiyaçlara tutundum insanlara, eşyalara...

Içimdeki güçlü güvenlik ihtiyacı bağımlılıklara dönüştü zamanla.

O minicik çocuğun küçücük dünyasındaki kararları ve yanılsamaları öyle büyüdü, gerçeklere öylesine benzemeye başladı ki, kendi hakikatinin bu olduğundan emindi artık.

Ve zamanla terk etti buraları o çocuğun neşeli sesi...

Bir gün hocam, büyümekten bahsedeceğini söyledi…

Ama ben zaten büyümüştüm. Hatta öyle büyümüştüm ki tüm dünyanın yükünü kendim taşıyabilecek kadar, herkesin, herseyin sorumluluğunu üstlenecek kadar...

Etrafıma kalın kalın duvarlar örebilecek kadar kuvvetliydim artık…

>>Işte tam da bu yüzden sana büyümekten bahsedeceğim >> dedi hocam. Ve sözlerine devam etti…

>>Büyümekte, büyütmekte cesaret ister küçüğüm.

Büyümek etrafına duvarlar örebilecek kadar kuvvetli olmak değil, onları yıkabilecek kadar cesaretli olmak demektir.

Sonra unutacaksın tüm bildiklerini ve adım atmayı öğreneceksin tekrar.

Ardından önünde gördüğün yolda Çıplak ayak yürümeye başlayacaksın ve artık ben olmayacağım yanında...

Belki canın yanacak. Belki de hiç yanmayacak.

Deneyimlerle yoğurulurken, gözlemci olmayı öğrenmeye başlayacaksın zamanla.

Ve o zaman anlamaya başlayacaksın hayatı >>dedi ve kesildi sözleri...

Ama çok korkuyordum. O yol cam kırıkları ile dolu ve biliyorum canım çok yanacak.

Çünkü biliyorum o cam kırıkları, ayağımı kanlar içinde bırakacak.

Hem sen nasıl bir hocasın ki göz göre göre canımın bu denli acimasina izin veriyorsun.

Neden beni bu yolda yürümek zorunda bırakıyorsun?

Kısa yolu göster bana, ya da canımın acımasına izin verme…

Öfkemin asıl sebebi kalbimdeki büyük korkuydu..

Büyümem için beni yanlız bırakacağını söylemiş olmasıydı ve ben onsuz ne yaparım bilmiyordum? Daha ondan öğrenmem gereken çok şey vardı halbuki…

Hep birşeyler söyleyen sükûnetinin ardından devam etmeye basladı sözlerine,

>>Küçüğüm, senin özünde gördüğüm potansiyelden ve hatta SENDEN vazgeçmemi istiyorsun.

Peki ben senden vazgeçersem ve sana güvenmezsem, sen bana nasıl güvenirsin…

Yol senin yolun… Kısa mı, uzun mu, camlı mı, taşlı mı olacağına sen karar vereceksin ve bu yolu hiç kimsenin sırtında geçemezsin…

En önemlisi ilk adımı atabilmek…

Ancak zamanla anlayacaksın ki canını senden başka acıtabilecek hiç birşey yok etrafında…

Ve inan hiç bir zaman zannettiğin kadar çok ACIMAYACAKSIN…

Büyümek… tüm yargilarının, yargıladıklarının ortasından gecmeyi deneyimletecek sana ve o zaman bulabileceksin GERÇEK SEN i…

Ah bir bilsen yolun sonunda ne kadar güzel oldugunu ve seninle ne kadar gurur duyduğumu …

Büyümek küçüğüm, kendi kanatlarının olduğunu farketmenle başlar…

Sen varsayımlarla kaybolarak YASAM dan vazgeçme.

Şimdi Cesur ol, aç kanatlarını, uç uçabildiğince...

Bil ki ben, her zaman yolun sonunda gözlerinin içine bakıyor ve seni bekliyor olacağım…

Pınar GÜSAR